israel.re ✡

İsrail tarihi: toprak, halklar ve uygarlıklar

Kenan ve İsrail ile Yahuda krallıklarından Osmanlı dönemine ve Britanya Mandası’na uzanan bir giriş.

İsrail tarihi: toprak, halklar ve uygarlıklar
A crowd outside the Church of the Holy Sepulchre in Jerusalem, 1898. This late Ottoman photograph illustrates the city’s layered religious history; it is not a reconstruction of antiquity.
Credit: American Colony Jerusalem photographic department; photographer not individually identified. Public domain. Archive record and image details.

Tek bir coğrafya, birçok tarih

İsrail topraklarının tarihi, 1948’de kurulan devletten çok daha eskidir. Akdeniz kıyısı, dağlık bölge ve Ürdün Vadisi arasındaki yollar Mısır’ı Suriye ve Mezopotamya’ya bağlıyordu. Ticaret ve kültürel alışveriş, fetihlerle birlikte bölgenin geçmişini şekillendirdi. Kenan, İsrail, Yahuda, Yahudiye ve Filistin adları farklı dönem ve bağlamlara aittir; değişmeyen sınırları anlatmaz. Yahudi topluluklarının tarihi, bölgede yaşamış diğer toplulukların deneyimleriyle birlikte ele alınmalıdır. Dinî bağlılık, nüfus ve siyasi egemenlik birbirinden ayrılması gereken konulardır.

[1]

Kenan ve İsraillilerin ortaya çıkışı

Geç Tunç Çağı’nda Kenan, Mısır’ın güçlü etkisi altındaki kent devletlerinden oluşuyordu. Arkeologlar, dağlık bölgede İsrailli toplulukların oluşumunu anlamak için yerleşimleri, çanak çömleği ve yazıtları inceler. İbrani Kutsal Kitabı atalar, Mısır’dan Çıkış ve krallık hakkında anlatılar korur. Bu anlatıların dinî önemi, her olayın bağımsız biçimde doğrulanabildiği anlamına gelmez. İlk birleşik krallığın kapsamı özellikle tartışmalıdır. Metinlerle maddi bulgular, farklı sorulara cevap veren kaynaklar olarak karşılaştırılmalıdır.

[2]

Krallıklar ve sürgün

Demir Çağı’nda kuzeydeki İsrail ile güneydeki Yahuda ayrı siyasi yapılardı. Merkezleri Samiriye ve Kudüs’tü. Asur, kuzey krallığını milattan önce sekizinci yüzyılın sonlarında fethetti. Babil, MÖ 586’da Kudüs’ü ve Birinci Tapınağı yıktı, halkın bir bölümünü sürgüne gönderdi. Ancak herkes ülkeyi terk etmedi. Perslerin Babil’i fethetmesinden sonra bazı sürgünler geri dönebildi. Yeniden inşa ve sürgün hatırası, Yahudi hayatını ve kayıp, ahit ve dönüş düşüncelerini kalıcı biçimde etkiledi.

[2]

İkinci Tapınak dönemi

Pers, Helenistik ve Roma yönetimleri bölgeyi dönüştürdü. Yunan kültürüyle karşılaşma hem uyum hem çatışma yarattı. Makabi isyanı ve Haşmonay hanedanı bir süre Yahudi yönetimine zemin hazırladı. Roma, MÖ birinci yüzyılda üstünlüğünü kurdu. Hirodes büyük inşaat projeleri yürütürken Roma’ya bağımlıydı. Dönemin Yahudiliği kendi içinde çeşitliydi; dinî otorite ve uygulama üzerine tartışmalar vardı. Hristiyanlık da bu Yahudi ortamında doğdu. Bölge, daha geniş Akdeniz ve Yakın Doğu ilişkilerinin parçasıydı.

[3]

Roma savaşları ve Bizans

Roma’ya karşı ayaklanma, MS 70’te İkinci Tapınağın yıkılmasıyla sonuçlandı. 132–135 yıllarındaki Bar Kohba isyanı yeni yıkım ve yerinden edilmeler getirdi. Buna rağmen bütün Yahudilerin aynı anda sürüldüğünü söylemek doğru değildir. Bazı topluluklar bölgede yaşamayı sürdürürken diaspora da gelişti. Bizans İmparatorluğu’nun Hristiyanlaşması dinî güç ilişkilerini değiştirdi. Kiliseler ve hac merkezleri önem kazandı. Yahudi toplulukları, değişen kısıtlamalar ve hukuki eşitsizlikler içinde kendi kurumlarını ve kültürel faaliyetlerini korudu.

[4]

Orta Çağ’ın değişen yönetimleri

Yedinci yüzyıldaki Müslüman fethi yeni bir siyasi düzen getirdi. Kudüs, Yahudilik ve Hristiyanlığın yanı sıra İslam için de kalıcı önem taşıdı. Arapça yayılırken farklı dinî topluluklar yaşamaya devam etti. Haçlı seferleri, Müslümanların yeniden fethi ve Memlük yönetimi başka dönüşümler yarattı. Bu yüzyılları kesintisiz barış ya da sürekli düşmanlık olarak tanımlamak yanıltıcıdır. Koşullar yere, hükümdara ve döneme göre değişiyordu. Orta Çağ’ın idari yapıları ve aidiyetleri, bugünkü ulus devletlere doğrudan uyarlanamaz.

[1]

Osmanlı yüzyılları

Bölge 1516–1517’de Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı. Yaklaşık dört yüzyıl boyunca tarım, ticaret, dinî kurumlar ve yerel yönetim günlük yaşamı düzenledi. Kudüs, Safed, Taberiye ve El Halil Yahudiler için önemli merkezlerdi; Müslüman ve Hristiyan topluluklar da bölgenin temel parçalarıydı. İber Yarımadası’ndan çıkarılan Sefarad Yahudilerinin gelişi Osmanlı dünyasının ağlarını değiştirdi. Kuzey Afrika, Balkanlar ve Doğu Akdeniz bağlantıları, yerel tarihin bugünkü sınırların çok ötesine uzandığını gösterir.

[5]

Milliyetçilik ve Britanya Mandası

On dokuzuncu yüzyılda göç, ulaşım ve milliyetçilik bölgeyi değiştirdi. Siyonizm Yahudilerin kendi kaderini tayinini amaçlarken Arap bağımsızlık talepleri de gelişti. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Britanya manda yönetimini kurdu. Göç, toprak ve siyasi temsil giderek daha fazla çatışma konusu oldu. Birleşmiş Milletlerin 1947’de önerdiği paylaşım barışçıl bir geçiş sağlamadı. İç savaş ve 1948 savaşı yeni bir dönem açtı. Önceki yüzyıllar derin bağlılıkları açıklar, fakat modern çatışmanın kaçınılmaz olduğunu göstermez.

[6]

Kaynaklar ve ek okumalar

  1. Historical overview
  2. Ancient Israel and Judah
  3. Second Temple period
  4. Jews in the Byzantine Empire
  5. Jews in the Ottoman Empire
  6. United Nations: history of the question of Palestine